www.AltınçayırKöyü.com

İlçelerimiz

AĞRILIYIZ AĞRI MERKEZ ALTINÇAYIR KÖYÜ

                                                              

                               MERKEZ İLÇE 
Eski adı Karaköse'dir. Eleşkirt - Ağrı ovasının merkezî bir yerinde, suların ve yolların kavşağı olan alanda kurulmuştur. Doğusunda Taşlıçay, güneyinde Hamur, batısında Eleşkirt ilçeleri, kuzeyinde Kars yer almaktadır. Denizden yüksekliği 1632 m. yüzölçümü l 481 km2' dir. Kuzey ve güneyinde yüksek dağlar, doğu ve batısında düzlükler uzanır.
  Ağrı ovası, batıdaki Eleşkirt ovasının devamıdır. Akarsular ovanın verimli toprağını derin ya-taklar açarak aktıklarından, sulamada yeterince faydalanılmaz. Arpa, buğday, yem bitkileri ve şeker pancarı yetiştirilir. Şehrin yakınlarında ve akarsu boylarındaki verimli yerlerde bostan ekilir.
Merkez İlçe'nin başlıca akarsuyu Murat nehridir. Aras Güneyi dağlarından kaynaklanan ve Eleşkirt'ten doğuya doğru akan akarsular Murat'a bol su taşırlar.
  İklimi, Doğu Anadolu'nun deniz etkilerinden uzak yüksek yerlerinin özelliğindedir. Kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer. İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde normal, yazın kısmen yağış olur. Kışın yağan kar, nisan ayı başına kadar yerde kalır. Şehrin yerleştiği alan çukur ve sulak olduğu için kışları sert ayazlı ve sisli geçer.
  Ağrı'nın her yeri ormandan yoksundur. Dağların sarp vadilerinde bodur ağaçlara, Murat ve Güzeldere kıyılarında söğüt ve çalılıklara rastlanır. Başlıca bitki örtüsü, ilkbaharda yeşerip temmuz ayı sonuna doğru sararan bozkırlardır.
  Ağrı tarih boyunca çok işgaller gördü, savaş günleri yaşadı. 1243'te Moğol, 1393'te Timur, 1405'te Karakoyunlu, 1502'de Safevi işgaline uğradı. 1514'te ancak Osmanlı ülkesine katılabildi. 1578 -1744 yıllan arasında Beyazıt Sancağı'nın Şelve (bu bölgenin adı) adı ile sancakla birlikte Van Eyaletine bağlı kaldı. 18001ü yıllarda Karaköse küçücük bir köydü ve Şorbudak deniyordu. 1834'te bucak merkezi oldu.
  Kasaba, 1828 ve 1854 yıllarında Rus işgaline uğradı. Rus ve Ermeniler kasabaya "Karakilise" adım verdiler. Bu savaşlarda Şelve kalesi bozulduğundan, 1856'da Karakilise ilçe merkezi yapıl-dı. 1877 -1878 ve 1914 - 1918 yıllarında tekrar Rus istilâsına uğradı. Önce Ruslar, daha sonra Ermeniler çok katliam yaptı. 1919'da adı "Karaköse" olarak değiştirildi.
   Karaköse, Beyazıt Sancağının bir ilçesi olarak, 1744'ten 1924'e kadar Erzurum Eyaletine bağlı idi. 1924'te Beyazıt İl, 1927'de Karaköse İl merkezi oldu. 1938'de Ağrı adı verildi. Ağrı'nın düşman işgalinden kurtarılışı 15 Nisan 1918'dir.
  Merkez İlçe topraklan verimli düzlüklerden ve gür otlaklı yaylalardan meydana geldiği için tarım ve hayvancılık ileri durumdadır. Köylerde tarla ziraatına dayalı tarım ile hayvancılık, şehir merkezinde ticaret, ticari iş yerleri, sanayi ve kamu hizmetleri halkın geçim kaynağını oluşturur. Hayvan ve hayvan ürünlerine dayalı ticaret ve sanayi gelişmiştir. Hayvan pazarı (Ağrı Mal Meydanı) ülkemizin en büyük hayvan borsasıdır. Et Entegre Tesisleri (Şu anda kapalı olan tesisin açılış çalışmaları devam etmektedir), Gök Yem Fabrikası ve Şeker Fabrikası başlıca sanayi kuruluşlarını oluşturur. Tuğla, kireç, un, ekmek, plâstik ve ayakkabı fabrikası gibi yerler de Merkez İlçe'de üretim yapan fabrikalardır.
  1995 yılında faaliyete geçen 312 işyeri kapasiteli Ağrı Küçük Sanayi Sitesi'nden ayrı, Murat Bucağı Sinek mevkiinde Organize Sanayi bölgesi alt yapı çalışmaları devam etmektedir.
Ağrı ulaşımının ana hattını Türkiye - İran transit yolu oluşturmaktadır. Vilâyet topraklarının tam ortasında kurulan şehir, bu transit yol üzerindedir. Ağrı son yıllarda Türkiye ve Avrupa ülkeleri ile İran arasındaki karayolu taşımacılığının artmasıyla ulaşım yönünden önem kazanmıştır. Trabzon - Sivas - Erzurum - Diyarbakır yönlerinde yapılan yük taşımacılığı Ağrı topraklarından aşarak Gürbulak üzerinden İran'a geçer. İran'dan Türkiye ve birçok Avrupa ülkelerine yapılan nakliyat da yine Ağrı üzerinden olmaktadır. Bu haliyle Ağrı, Anadolu'dan İran'a giden ve İran'dan Anadolu'ya gelen bütün taşıtların uğrak yeridir. Bundan ötürü karayolu taşımacılığı, kamyonculuk gelişmiştir.
  Ağrı'nın ikinci önemli karayolu, Merkezi; Hamur, Tutak, Patnos üzerinden Muş, Bitlis ve Van'a bağlayan yoldur. Merkez'den ayrıca Cumaçay - Ahtalar üzerinden Kağızman - Sarıkamış (Kars)'a giden bir yol vardır.
Ağrı İli'ne haftanın beş günü THY uçakları sefer yapmaktadır. Erzurum - Kars demiryolunun Horasan istasyonu Ağrı'ya en yakın mesafededir ve 98 km. dir.
  Cumhuriyetin ilk yıllarında Vilâyet merkezinde l ilkokul, l ortaokul varken; bugün (2007) l fakülte, l yüksekokul, 12 lise, 24 ilköğretim okulu, l Halk Eğitimi Merkezi, l Yetiştirme Yurdu vardır. Fakülte öğrencilerinin kaldığı Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun kız ve erkek öğrenci yurtları, ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin kaldığı 6 devlet pansiyonu ve 2 özel yurt mevcuttur. İl Halk ve Çocuk kütüphaneleri vardır. Merkezde galeri, müze, kültür sitesi yoktur. Kültür etkinliklerinin gerçekleştiği yer, genel olarak Halk Eğitimi Merkezi'dir.
  Sağlık kuruluşu olarak şehir merkezinde Devlet Hastanesi, Çocuk ve Kadın Doğum Hastanesi, Asker Hastane, 3 sağlık ocağı, Sağlık Müdürlüğüne bağlı sağlık birimleri; Aşkale, Cumaçay, Murat ve Murathan köylerinde sağlık ocağı, 20 köyde sağlık evi ve 2 özel hastane vardır.
  Ağrı'nın imar planı 1964 ve 1981'de yapılmış, sonraki yıllarda tadilat olmuştur. Şehrin konut ve yapıları ana caddeler çevresinde, özellikle kuzey ve güney yönünde dairesel bir gelişme göstererek yerleşmiştir. Başlıca iş alanları Erzurum - İran yolu üzerinde, Cumhuriyet, Kağızman, Yeni ve Eski Van caddeleri üzerinde sıralanır. Erzurum - İran yolu şehri doğu - batı yönünde ikiye ayırarak tam ortasından, çevre yolu güneyden geçer. Şehir merkezinin doğusunda ve batısında iş alanları, okullar, kooperatif binaları, kamu tesisleri ile fabrikalar, kuzey ve güneyinde ise çoğunlukla konutlar yer alır.
  İş alanlarının çizgisel sıralanışına rağmen, şehrin doğu ve batısında var olan askerî alanlar, yerleşimin iş alanlarına paralel gelişmesini engellemiş ve şehir dairesel bir biçim almıştır. Ekseri köylerden gelenler (son yıllarda terör eylemi sebebiyle artan) ve dar gelirliler merkezden uzakta konut yaptıklarından bunlar plansız ve düzensiz olmaktadır. Şehir, merkez çevresinden ve merkezden kopmayacak uzaklıklara kadar yayılmıştır.
  Şehir merkezi genel olarak Cumhuriyet, Erzurum, Kağızman, Eski ve Yeni Van caddeleri üzerinde yerleşmiştir. Merkez binalarında çok katlılığa doğru gidiş gözlenmektedir. Kooperatif ve devlet binaları hariç, merkezden uzaklaştıkça bina katları azalarak uzaklarda tek katlıya inmektedir. Ticaret fazla uzmanlaşmadığından birçok farklı malı bir arada satan dükkan çoktur. Büro tipi bina kullanımları yeni ve modern binalarla çoğalmaktadır.
  Merkez İlçe'ye bağlı tüm köylerin okul, yol, su, elektrik, telefon hizmetleri tamamlanmış, örnek seçilen bazı köylerin kanalizasyonu yapılmaktadır.
  Ağrı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında, 1950 yılına kadar ağaçsız, çorak bir düzlüğün ortasında birkaç kerpiç ev, birkaç baraka ve birkaç devlet binasından ibaretti. Hükümet konağı ve üç - beş devlet binası sac çatılı, ötekiler toprakla örtülü idi. Şehir bütün gelişmesini Cumhuriyet devrinde yapmıştır. Planlı dönemde gelişme imkânlarına kavuşan şehir, bugün modern yapı, sanayi ve eğitim kurumlarıyla çok geniş alana yayılarak, gelişme hamlesiyle çevresinin ulaşım, ticaret, eğitim, sanayi, kültür ve sağlık merkezi olmuştur.

 

                                                                                               DİYADİN

 

   Kaplıcaları ile tanınan ilçe, İl'in doğusunda, Ağrı-Doğubayazıt yolunun 7 km. güneyinde, Murat nehrinin kenarında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1825 m., alanı 1.274 km2' dir. Doğusunda ve kuzeyinde Doğubayazıt, batısında Taşlıçay, güneyinde Van'ın Muradiye, Çaldıran ve Erciş ilçeleri bulunur.
  Diyadin, Ağrı'nın dağlık, engebeli ve yüksek bir bölümündedir. Murat nehrinin aktığı vadiler, lâv plâtolarındaki düzlükler, yer yer görülen tepeler, yüksek dağlar, başlıca yeryüzü şekilleridir. İlçe toprakları Murat nehrinden uzaklaştıkça yükselir. İlçe merkezinin doğusunda Gövük tepesi (2.441 m.), kuzeyinde Arı dağı (2.934 m.), batısında Rüzgâr tepesi (2.828 m.), güney doğusunda Tendürek dağı (3.533 m.) ve Aladağ'ın uzantıları yer alır. Aladağ'ın buraya yakın dorukları Koçbaşı tepesi (3.510 m.), Sarıçiçek tepesi (3.255 m.) ve Hüdavendigâr dağı (3.100 m.) dır. Buralarda aynı zamanda geniş yayla düzlükleri vardır. Yaylalara Diyadin, Doğubayazıt, Ağrı ve Iğdır göçerleri çıkar.
  Murat nehri ilçenin en önemli akarsuyudur. Nehrin ilk kaynağı buradadır. İlçe topraklarının suları Murat'ta toplanır. Murat ilçeye yaklaşırken, derin kazılmış 10-50 metre yüksekliğinde duvarlar biçimindeki vadilerden akar.
Tendürek Dağı ile kaplıcalar arasında birçok sıcak ve madensel su kaynakları bulunmaktadır. Bu su kaynaklarından kaplıca (çermik) olarak yararlanıldığı gibi, yeni yapılan seralarda da kullanılmaktadır. İl Özel İdare, Kaymakamlık ve Belediyenin yürüttüğü Jeotermal Projesi ile sıcak kaynak suları Diyadin'e getirilmektedir. Konut ısıtıcılığında ve ihtiyaç için kullanılacak suyun Diyadin'i çok yönlü etkileyeceği, bilhassa kış mevsimlerinde rahatlatacağı beklenmektedir.
   Diyadin ovası, bir çöküntü ovasıdır. Çok geniş ve düz değildir; yer yer tepeler görülür. Burası Doğubayazıt ovası gibi erken kurumaz, tarla ziraatı yapılır.
  Kışlan soğuk ve kar yağışlı, yazları ılık ve kurak geçer. En fazla yağmur ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde olur. Kar, nisan ayı başına kadar yerde kalır, ilçe ormandan yoksundur. Bitki örtüsü bozkırlardır.
   Diyadin eski bir şehirdir. Tarihteki adı Daudyana'dır. İlçe ve yakın yerlerinde antik kentler, ta-rihî kalıntılar mevcuttur. Diyadin kalesi, Meya köyü harabeleri ve şehri ile Tokluca kalesi, bun-ların başlıcalarıdır. Bölge Arsaklı, Selçuklu, İlhanlı, Karakoyunlu, Safevi ve Osmanlı egemenliğinde kaldı. 1514 Çaldıran, en son olarak da 1578 Osmanlı-İran Savaşı sonunda Van bölgesi ile birlikte Osmanlı topraklarına katıldı. Aynı yıl Van Beylerbeyliğine dahil edilen Beyazıt Sancağı'na bağlı bir kaza oldu. 1744'de Sancağın 4 kazası ile birlikte Erzurum Beylerbeyliğine bağlandı.
   Diyadin; 1828, 1854-1856, 1877-1878 ve 1914-1918 Osmanlı-Rus savaşlarında Rus işgaline uğradı. Birinci Dünya Savaşı'nda Ermeniler, halka unutulmaz zulüm yaptı, çok insan katletti. Diyadin'in düşman işgalinden kurtarılışı 14 Nisan 1918'dir.
  Diyadin, Ağrı'ya 60 km. uzaklıktadır. Şehir merkezinin Doğubayazıt yolu üzerinde olmayışı, gelişmesini engellemiştir. Şehirlerarası yolcu otobüsleri, minibüsler ve Belediye otobüsleri Diyadin'e düzenli seferler yapmaktadır. Yaz mevsimlerinde kaplıcalar sebebiyle Diyadin trafiği ve turizmi yoğunluk kazanır.
İlçenin 7 km. kuzeyindeki E-80 karayolunun şehirden geçmesi için çalışmalar devam etmektedir.
  İlçeye bağlı tüm köylere, köy altı yerleşim birimlerine ve yaylalara yol yapılmıştır. Yaz ve sonbahar aylarında Aladağ üzerinden Çaldıran ve Erciş'e gidilebilmektedir.
  Diyadin'e ortaokul 1964'te, lise 1976'da yapılmıştır. İlçede 1 lise, 6 ilköğretim okulu, l yatılı ilköğretim bölge okulu, 66 köy ilköğretim okulu ve l Halk Eğitimi Merkezi vardır. İlçede 25 yataklı bir Devlet Hastahanesi, 2 sağlık ocağı; Davut ve Ulukent köylerinde sağlık ocağı, Batıbeyli, Hacıhalit, Heybeliyurt, Karapazar, Oğuloba, Tokluca ve Yeniçadır köylerinde sağlık evi vardır.
  Diyadin'in ana gelir kaynağı hayvancılıktır. Hayvancılık ve hayvan ürünleri ilçe ekonomisinin temelini oluşturur. Tarla ziraatı, yem bitkileri ve şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. İlçede sebze ve meyve yetiştirilmez. Halı ve kilim dokumacılığı yaygındır.
  Diyadin merkezi, ekonomik yönden fazla gelişmemiştir. Bu sebeple özel işyerleri ile konutlar tek düzen, toprak damlıdır. Devlet binaları, okullar, afet evleri çok katlı ve çatılıdır.. İlçeye 56 köy, 69 köy altı yerleşim birimi bağlıdır. Köylerin tümünde yol, içme suyu, okul, elektrik, telefon bulunmaktadır.

 

                                                                                        DOĞUBAYAZIT

 

  Ağrı'nın en eski, tarihî ve gelişmiş ilçesidir. Kendi adını taşıyan ovanın güney doğusunda kurulmuştur. Denizden yüksekliği l 900 m. alanı 2 383 km2 dir. Doğusunda İran, güneyinde İran ve Van (Muradiye, Çaldıran), batısında Diyadin ve Taşlıçay, kuzeyinde Tuzluca, Iğdır ve Aralık vardır.
  İlçe toprakları ovadan ve volkanik kütlelerden meydana gelmiştir. Büyük Ağrı dağı (5 137 m.) Küçük Ağrı dağı (3 896 m.), Kale tepe (3 196 m.), Arı dağı (2 934 m.), Tendürek dağı (3 533 m.), ve Göller tepe (2 643 m.) Doğubayazıt dağlarının en önemli yükseltileridir. Dağların yüksek kesimleri ve etekleri geniş yayla alanlarıdır.
  Doğubayazıt ovası ve bu ovanın birer uzantısı olan Sarısu vadisi, Musun ve Sürbahan çıkıntıları ilçenin düzlüklerini oluşturur. Bunların etrafı yüksek dağlarla çevrilidir. Buralarda tarım ve tarla ziraatı yapılır, uygun yerlerde sebze ve meyve yetiştirilir. Bazı yerlerde iki kez biçilen gür çayırların otları kışa saklanır.
  Yer yer kaya ve parazit tepelerin görüldüğü ovanın bir kısmı çoraktır, yamaçlarda ve ovada erozyon fazla olmuştur. Ağrı dağı eteklerinde çalılık varsa da, İlçe'de ağaçlık alan ve orman yoktur. Şehir merkezi ve köyler ağaç yönünden fakirdir. Ağrı dağının eteğindeki geniş bataklıklarda bol kamış yetişir.
  Doğubayazıt Iğdır gibi, Doğu Anadolu'nun iklim adacığıdır. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve az kar yağışlıdır. Yağmur mevsimi ilkbahar ve sonbahardır. Toprak yapısı ve akarsu havzası, farklı bir yapıya sahiptir.
  Ağrı İli'nin tarihi, Doğubayazıt ile başlar. Zira Beyazıt, her devirde büyük, önemli ve stratejik bir şehir olmuştur. Eski Beyazıt kalesi, Eski Beyazıt Camii ve İshak Paşa Sarayı, Doğubayazıt'ın zengin bir tarihe sahip olduğunu göstermektedir. Beyazıt kalesi her devirden izler taşır.
  Beyazıt'a Urartular, Sakalar, Hazarlar, Persler, Romalılar, Arsaklılar, İranlılar, Araplar, Bagratlar, Bizanslılar, Selçuklular, Sökmenliler, Atabekler, Timurlular, Cengizliler, Celâyirliler, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Osmanlılar egemen oldular ve Beyazıt kalesini kullandılar. Bölge sık sık İran baskınlarına uğradığı için, Beyazıt ancak 1578'de Van Beylerbeyliği'ne Sancak merkezi olarak bağlanabildi. 1744'ten sonra Erzurum Eyaleti'ne bağlandı ve 1924'e kadar sancak merkezi olara kaldı.
  Osmanlı-Rus savaşlarında halkın kırgına tabi tutulduğu, şehrin tahrip edildiği yerlerden biri de Beyazıt'tır. Rus saldırılarında ilk olarak Beyazıt işgal edildi. XV. - XVIII. yüzyıllarda İranlılar, 1828, 1854, 1856, 1877-1878 ve 1914-1918 yıllarında Ruslar işgal etti. 1878'de Ruslar, Sancak merkezindeki Müslüman halkın bir kısımını Revan ve Gümrü'ye sürdü. 1914'te Ruslar bölgeyi işgal edince, Ermeni çeteleri şehir ve köyleri yakıp yıktılar; halkı vahşice katlettiler. 14 Nisan 1918'de şehir Rus döküntüsü ve Ermeniler elinden kurtarıldı.
  1924'te Beyazıt vilâyet, 1927'de Karaköse'ye bağlı ilçe oldu. 1934'te ilçenin adı Doğubayazıt olarak değiştirildi.
  Doğubayazıt, Ağrı'nın doğu ucunda olduğundan, Türkiye-İran transit yolunun (E-80) en son durak yeridir. İlçe merkezi, Ağrı'ya 95, gümrük kapısı olan Gürbulak'a 35 km. uzaklıktadır. İlçeye bağlı tüm köy ve köy altı yerleşim birimlerine yol yapılmıştır. Büyük şehirlere sefer yapan Ağrı ve Doğubayazıt otobüs firmalarının ilk hareket yerleri ve son durakları Doğubayazıt'tır. Gürbulak'tan başlayan "otoyol" yapımı Doğubayazıt'a kadar gelmiştir
  Doğubayazıt tarih çağlarında olduğu gibi, günümüzde de eğitim yönünden ileri durumdadır. Ağrı'dan sora ilk ortaokul (1948) ve lise (1968) burada açılmıştır. Okuma oranı yüksektir. İlçe merkezinde 16 ilköğretim okulu, 3 Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, 7 lise, l Halk Eğitimi Merkezi, köylerin tümünde (98) ilköğretim okulu vardır. Doğubayazıt'a l Devlet Hastahanesi, 2 sağlık ocağı; Gürbulak, Çetenli, Karabulak, Suluçam, Telçeker'e, sağlık ocağı; Bereket, Çiftlik, Ayrancı, Ortadirek, Ortakent, Somkaya, Subeşiği, Uzunyazı, Üzengili ve Yaygınyurt köylerine sağlıkevi yapılmıştır.
  İlçenin ekonomisi, hayvancılığa, sınır ticaretine, ticarete ve tarıma bağlıdır. Son yıllarda sınır ticareti ve yabancı mal ticareti geliştiği için, şehir sürekli büyüyüp gelişmekte, buna bağlı olarak, konut, işyeri, otel, eğlence yerleri, ticarî eşya ve petrol taşımacılığı artmaktadır. İlçede, Turizm Bakanlığı'ndan belgeli 9 otel olup, toplam yatak sayısı 958'dir.
  Fazla verimli olmayan Doğubayazıt ovasının müsait yerlerinde buğday, arpa, yem bitkileri ve şeker pancarı yetiştirilmektedir. Tarım, ihtiyacı karşılamak için yapılır. Hayvancılık yaygındır.
  Doğubayazıt'ta Gürbulak gümrüğü sebebiyle iç ve dış ticaret; İshak Paşa Sarayı, Beyazıt kalesi, Ahmed-î Hânî, Ağrı dağı, Nuh'un gemisi ve gümrük kapısı yüzünden de iç ve dış turizm çok canlıdır. Şehir merkezinde dünyanın değişik yerlerinden getirilmiş çeşitli eşyaların satıldığı pasaj ve ticaret yerleri çoğalmaktadır. Köylerde, özellikle Bardaklı ve Karabulak köylerinde halı ve kilim dokumacılığı gelişmiştir. İlçede mülkiyeti İl Özel İdare'ye ait bir Yem Fabrikası, 1992 yılında faaliyete geçen 100 işyeri olan Küçük Sanayii Sitesi vardır. M.T.A. tarafından İlçe'de ponza rezervi bulunmuştur.
  Büyük Ağrı dağına 15 km. yakında, Türkiye-İran transit yolu üzerinde kurulan şehir, nüfus yönünden Ağrı'nın gelişmiş ikinci ilçesidir. Bunun başlıca sebepleri; sınırda oluşu, Gürbulak gümrük kapısına yakınlığı sonucu iş ve ticaretin gelişmesi, iklimin ılıman oluşu ve hızlı nüfus artışıdır.
  Doğubayazıt doğal güzellikler ve tarihî yapılar yönünden zengindir. Ağrı dağı, Meteor çukuru, Buz mağarası, Nuh'un gemisi ile Eski Beyazıt kalesi, İshak Paşa Sarayı, Eski Beyazıt Camii, Ahmed-î Hânî bunların ünlüleridir.
  Eski Beyazıt'taki Ahmed-î Hânî ve Seslitaş köyündeki Halife Yusuf, din uluları olup türbeleri ziyaret edilmektedir.

 

                                                                                               ELEŞKİRT

 


  Ağrı'nın batısında, kendi adını taşıyan ovanın kuzey batı kenarında kurulmuş, 1925'te ilçe mer-kezi olmuştur. Doğusunda Merkez İlçe, güneyinde Tutak, batısında Erzurum (Karayazı ve Hora-san), kuzeyinde Kars (Sarıkamış ve Kağızman) vardır. Denizden yüksekliği 1.650 m., alanı 1.559 km2' dir. Doğusunda ve güneyinde Eleşkirt ovası, kuzeyinde Kösedağ (3 433 m.) ve Aras Güneyi dağları, batısında Tahir dağları ile Güzeldere (Şeryan) vadisi gibi coğrafi yapılar yer almaktadır. İlçe topraklarının kuzey, batı ve güneyi yüksek dağlarla kaplıdır. Buralar aynı zamanda verimli, gür otlu, bol sulu, yer yer çalılıklar olan yaylalardır.
   İlçe topraklarının yaklaşık üçte birini oluşturan Eleşkirt ovası, başlıca tarım alanıdır. Ova, eski bir göl yatağı ve çöküntü alanı olduğundan verimlidir, bitektir. Eleşkirt'in en büyük akarsuyu olan Güzeldere (Şeryan) batıdaki Çakmak dağlarından doğar ve ovanın güneyinden doğuya doğru akıp Murat'a karışır. Çevredeki dağlardan birçok dere ve çay, bu nehre su taşır.
   Eleşkirt'te kara iklimi egemendir. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kısmen yağışlı geçer. Yağmur mevsimi ilkbahar ile sonbahardır. Bitki örtüsü bozkırdır. Akarsu vadilerinde, dağ eteklerinde ve Güzeldere boylarında ağaçlıklara rastlanır. Ağrı'da ormanlık alan sadece burada vardır. İlçe merkezi ağaçlandırılmıştır.
   Eleşkirt'in tarihteki adı Zedikân'dır. Eleşkirt, Ağrı'nın batısında kalan bölgenin ve buradaki ovanın adıdır. Bu bölge adı, sonradan ilçeye verilmiştir. Eleşkirt'ten önce (1925) ilçe merkezi Toprakkale idi. Toprakkale ile Pirabat, Urartular'dan kalan önemli yerleşim merkezleridir. Bölgeden Anadolu'ya geçiş Eleşkirt üzerinden olduğu için, tarih boyunca orduların geçtiği, bazen de savaştığı bir alan oldu.
  Toprakkale ve verimli Eleşkirt ovası; Urartular, Arsaklılar, Romalılar, Sasanîler, Araplar, Bagratlar, Bizanslılar, Selçuklular, Sökmenliler, Moğollar, İlhanlılar, Celâyirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular egemenliğinde kaldı. Osmanlı egemenliği Çaldıran Savaşı'ndan sonra başlar.
  İlçe Osmanlı idaresi altında kaldığı süre içinde önceleri Van, sonra da Erzurum Eyaletine bağlanan Beyazıt Sancağı'nın ocağı olarak yönetildi. 1687'de 5 bucak, 115 köyden meydana gelen bir ilçe haline getirildi. 1828, 1856, 1877 -1878 ve 1914 -1918 Osmanlı - Rus savaşlarında Ruslar işgal etti. 1917 - 1918'de Ermeniler bölgede talan ve katliam yaptılar. 16 Nisan 1918'de düşman işgalinden kurtarıldı.
  Toprakkale, Pirabat ve diğer yerlerdeki tarihi yapılar tahrip edilmiş, sadece Mirza oğlu Abdi tarafından 1687'de yaptırılan Toprakkale camii sağlam kalmıştır.
  Eleşkirt, Türkiye 7 İran transit yolunun üzerinde kurulmuştur. Yol ovayı boydan boya geçerek ulaşım sıkıntısını gidermektedir. İl merkezine uzaklığı 34 km.dir. Erzurum - Kars demiryolu üzerindeki Horasan istasyonuna 63 km. uzaklıktadır. Yaz mevsimlerinde Kılıç ve Mızrak gedikleriyle Tutak'a, Çat gediği ile de Sarıkamış'a kısa yoldan gidilebilmektedir. Eleşkirt, Erzurum yönünden Ağrı'ya gelen ve Ağrı'dan bu yöne giden otobüslerin uğrağıdır. İlçenin tüm köy ve köy altı yerleşim birimlerine yol yapılmıştır.
  İlçe eğitim yönünden gelişmiştir. İlçe merkezine 1954 yılında ortaokul, 1964'te yatılı ilköğretim bölge okulu, 1974'te lise, değişik yıllarda büyük ve merkezî köylere ortaokullar açılmıştır. Halen ilçe merkezinde 8 ilköğretim okulu, l Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, 4 lise, l Halk Eğitimi Merkezi vardır. Eleşkirt'te sağlıkla ilgili kuruluşlar şunlardır:
Devlet Hastahanesi (25 yataklı)
Eleşkirt Sağlık Ocağı
Diğer sağlık ocakları (Dolutaş, Güvence, Tahir, Toprakkale köylerinde)
Sağlıkevleri (Aşağı Kopuz, Güneykaya, Mollasüleyman, Ramazan, Sadaklı, Abdi, Aydoğdu, Yücekapı, Düzyayla (Hürriyet), Oklavalı, Bölükbaşı, Sanca, Güvendik, Goncalı köylerinde)
Eleşkirt'in coğrafi konumu ve toprak yapısı, ekonomi ve ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Halkın geçim kaynağı tarım ile hayvancılıktır. Ovada tarım, dağ köylerinde hayvancılık yaygındır. Tahıl, yem bitkileri, şeker pancarı üretilir; peynir, yağ, deri, yün, kıl, canlı hayvan ticareti yapılır. Ürünlerini Ağrı ve Erzurum pazarlarına gönderir. Arıcılık ileri durumdadır. Beyaz Eleşkirt balı ünlüdür.
Sulak ve bitek Eleşkirt ovasında patates, nohut, mercimek, ayçiçeği ve bostan ürünleri yetiştirilir.
Eleşkirt kömür madeni yönünden zengin yataklara sahiptir. Kösedağ eteğinde, Yığıntaş ve Hayrangöl köylerinde linyit kömürü bulunmuştur. Hayrangöl kömürleri işletilmekte, İl'in yakacak ihtiyacının bir kısmını karşılamaktadır.
Eleşkirt'e bağlı 65 köy, 16 köy altı yerleşim birimi vardır. Yücekapı köyünde 1990'da belediye teşkilâtı kurulmuştur.

 

                                                                                                  HAMUR

 

   İl merkezinin 12 km. güneyinde, Ağrı - Tutak karayolu üzerinde, Hamur vadisi ve Murat nehri-nin doğu kenarında kurulmuştur. Doğusunda Taşlıçay, kuzeyinde Merkez İlçe, batısında Tutak, güneyinde Patnos ve Van (Erciş) bulunmaktadır. Denizden yüksekliği 1650 m., alanı 898 km2' dir.
  İlçe toprakları volkanik, % 65'i dağlıktır. Ovalık alan azdır. Ağrı ovasının devamı Hamur'un ku-zey ve doğusunda uzanan sulak yerlerdir. Aladağ'ın uzantıları olan Kandildağ (2.876 m.), Bozdağ (3.510 m.) ilçeye yakın yükseltilerdir. Kuzey batıdan Kılıç ve Çakmak dağlarının devamı İlçe sınırlarına kadar sokulur. Bu dağlar yayla olarak kullanılır.
  Hamur yöresinde kara iklimi egemendir. Kışları uzun ve soğuk, yazları kısa fakat sıcak geçer.
Yağışlar ilkbahar ve sonbaharda yağmur, kışın kar şeklinde yağar. Kar, nisan ayı ortalarına kadar yerde kalır. Bitki örtüsünü bozkırlar oluşturur. İlçe ağaç yönünden çıplaktır. Sadece Hamur vadisi ile Aladağ'ın sarp yerlerinde ağaç kümeleri kalmıştır. Aladağ ve diğer yaylalarda gür otluklar olur. Akarsularını Murat nehri ile yörenin dağlarından gelip buna karışan Gelutan, Karapir, Mandalık,
Tükenmez ve diğer dereler meydana getirir. Murat, Hamur topraklarında derin bir vadide akar vesulama işlerinde faydalanılmaz.
  Hamur, önce Kavaran adıyla kurulmuştur. Halen burada Havaran olarak bilinen bir kalenin kalıntısı mevcuttur. Hamur, tarih çağları boyunca Urartular'dan Bizanslılara, Araplara, Karakoyun-lulara kadar çeşitli devletlerin egemenliğine girdi. 1051'den itibaren Selçuklu akınına uğradı, 1054'te Selçuklu egemenliğine girdi. Harizmşahlar, Cengizliler (1239), Saltuklular, İlhanlılar (1256), Çobanlılar (1338), Altınordulular (1356), Celâyirliler (1358), Karakoyunlular (1467), Akkoyunlular (1501), Safevüer (1502) bölgeyi yönettiler. Hamur 1514 Çaldıran Zaferi ile Osmanlı toprağına katıldı.
  31 Temmuz 1421'de Hamur'un Yukarı Ağadeve köyü yakınında Timur ordusu ile Karakoyunlu-lar arasında büyük bir savaş oldu. Karakoyunlular yenildiği halde, Timur ordusunun Tebriz'e çekilmesi üzerine, bölge yeniden Karakoyunlulara kaldı. Sık sık Safevî baskınlarına uğrayan bölge, 1578'de tamamen Osmanlı yönetimine girdi.
  Hamur, 1828 - 1829, 1854 -1856, 1877 - 1878 ve 1914 -1918 Osmanlı - Rus savaşlarında Ruslarca işgal edildi. Rusların son çekilişinden sonra altı ay Ermeni zulmüne uğrayan İlçe, 14 Nisan 1918'de işgalden kurtarıldı.
  Önceleri Beyazıt'a, sonra Ağrı'ya bağlı 79 köylü bucak merkezi iken, 1958 yılında ilçe haline getirildi, aynı yıl Belediye kuruldu.
  İlçe merkezindeki Hamur kümbeti, Kavaran kalesi, Karlıca (Şoşik) kalesi, Beklemez köyü Kar-deş mahallesindeki Yeraltı kilisesi, Ceylanlı kalesi, Hamur'un tarihi yerleridir. Bunlardan en az tahrip edilen, ilçe merkezindeki Selçuklu mimarisi özelliği taşıyan ve Kırşehir'deki Âşık Paşa tür-besi ile benzerlik gösteren, 1217 / 1802 tarihinde yapılan Sürmeli Mahmut Paşa kümbetidir.
  Hamur'un, Ağrı - Van karayolu üzerinde oluşu, ulaşımını Ağrı'ya bağımlı yapmıştır. Hamur, ilçeler ve şehirlerarası ulaşımını bu karayoluyla gerçekleştirmektedir. İlçeye bağlı 46 köy, 55 köy altı yerleşim merkezinin yolları yapılmıştır.
  Hamur, eğitim yönünden diğer ilçeler kadar gelişmemiştir. 1965 yılında ortaokul, 1984'te lise açıldı. İlçe merkezinde l lise, 5 ilköğretim okulu, l Halk Eğitimi Merkezi, l pansiyon; köy ve mezralarda 52 ilköğretim okulu vardır.
  Hayvancılık ve tarım, halkın geçim kaynağıdır. Düzlük alanlarda buğday, arpa, yem bitkileri, şeker pancarı, Hamur deresinde, yol güzergâhındaki bazı köylerde bostan ekilir. Otlağı bol, yaylası olan köylerde büyük ve küçükbaş hayvancılık ileri durumdadır. Hayvan ve hayvan ürünleri Ağrı'da pazarlanır. Halk Eğitimi Merkezi öncülüğünde İlçe merkezinde ve köylerde ipek halıcılığı yaygınlaşmıştır.
  Vilâyet merkezine çok yakın oluşu nedeniyle, Hamur, sosyal ve ekonomik gelişme gösterememiştir. Köylerin ticaret ve ekonomik ilişkileri Ağrı ile olduğundan, kasabada az sayıda işyeri ve ticarethane vardır.
Hamur yakınlarında taş ocakları (Kamışlı), Baldere köyünde tuz madeni yatağı vardır. Tekel tarafından işletilen Perobey tuzlasından yılda 300 ton tuz elde edilir. İlçe'de hastane olmadığından, sağlık hizmetleri ocak düzeyinde yürütülmektedir. Sağlık hizmetten Merkez ilçeye bağımlıdır. Hamur'daki sağlık ocakları ve sağlık evleri şunlardır: Hamur Sağlık Ocağı, Yukarı Gözlüce Sağlık Ocağı; Deredibi, Karakazan, Tükenmez, Beklemez ve Kaçmaz sağlık evleri.

 

                                                                                           TAŞLIÇAY

 


   Doğusunda Diyadin ve Doğubayazıt, kuzeyinde Iğdır (Tuzluca), batısında Merkez İlçe ve Hamur, güneyinde Van (Erciş) bulunan İlçe, Türkiye - İran transit yolu üzerinde, Murat nehrinin kuzey kıyısında kurulmuştur. Denizden yüksekliği 1.660 m., alanı 798 km2' dir.
 Ağrı'nın orta kesiminde bulunan İlçe'nin büyük bölümü 2 000 metreden yüksek dağlarla kaplıdır. Kuzey ve güneyinde uzanan dağlar, orta bölümde Murat vadisi ile ayrılır. Arazi volkaniktir. En yüksek noktası, güneydeki Aladağ üzerinde bulunan Muratbaşı / Koçbaşı (3 510 m.) dağıdır. Güney doğudaki Rüzgâr tepesi (2 828 m.), güney batıda Kandil dağı (2 750 m.) ile kuzeydeki Ziyaret tepesi (2 800 m.) ve Balık gölü tepesi (3 159 m.) yüksek yerlerdir. Orta kısımdaki düzlüklerle Murat kenarları tarıma elverişli alanlardır.
  İlçe'nin en önemli akarsuyu, doğu - batı yönünde akan Murat'tır. Murat nehri kuzey ve güneydeki dağlar-dan kaynaklanan Boti çayı, Büyükçay, Mirzehan çayı, Kübik çayı, Geldüş suyu ve Didem çayı ile beslenir.
Sinek ve Aladağ'ın yüksek kesimlerinde görülen ve yazın sulak çayırlarla yeşillenen yaylalar, önemli hayvancılık yerleridir.
  Türkiye'nin en yüksek göllerinden biri olan Balık gölünün yarısı Taşlıçay sınırları içindedir. Bu set gö-lünde sazan ve alabalık bulunur, ilkbahar, yaz mevsimlerinde gölün manzarası ilgi çekicidir.
  Taşılçay ve çevresinde önemli antik kent yoktur. Aşağı Toklu, Çöğürlü, Tanrıverdi, Taşteker (Üçkilise) köylerindeki tarihî yapı, kale, tapınak tahrip edilmiştir. Hristiyanlarca Nuh'un mezarının Taşteker köyünde olduğu rivayet edilmektedir. İlçe toprakları Urartular, Sakalar, Karduklar, Arsaklılar, Romalılar, Sasaniler, Abbasiler, Selçuklular, İlhanlılar, Celâyirliler, Timurlular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler yönetiminde kaldı. 1502-1514 yıllarında Safevilerin eline geçti. 1514 Çaldıran Zaferi ile Osmanlı topraklarına katıldı. İran Safevilerinin sınır tecavüzleri sonunda 1578'de tekrar geri alındı.
  Taşlıçay, 1828 - 1829, 1854 - 1856, 1877 - 1878 ve 1914 - 1918 Osmanlı - Rus savaşlarında Rusların işgaline uğradı. 1892'de bucak merkezi oldu. 1917'de Ruslar geri çekilince, Ermeniler halka zulmetti, vahşi katliamlar yaptılar. 14 Nisan 1918'de işgalden kurtarıldı. 1954 yılında ilçe oldu, aynı yıl Belediye kuruldu.
İlçe merkezi ile Ağrı arası, 32 km.dir. İlçe'den geçen Türkiye - İran transit yolu, ulaşımı kolaylaştırmaktadır. Tüm köy, mezra ve yaylaların yolları vardır.
  Taşlıçay'a ortaokul 1958'de, lise 1979'da açılmıştır. İlçeye bağlı 43 köy ilköğretim okulu yapılmıştır. Şehir merkezinde 4 ilköğretim okulu, l lise, l Halk Eğitimi Merkezi, köy ve mezralarda 47 ilköğretim okulu vardır.
İlçe ekonomisi gelişmemiştir. Halk tarım ve hayvancılıkla geçinmektedir. Arazi engebeli olduğu için tarıma elverişli yerler azdır. Bitkisel üretim çeşitlenememiştir. Arpa, buğday, yem bitkileri, şeker pancarı ekilir; büyük ve küçükbaş hayvan yetiştirilir.

                                                                                                    TUTAK


   Ağrı - Van karayolu güzergâhında, Murat nehrinin batı kenarında kurulmuştur. Doğusunda Hamur, kuzeyinde Eleşkirt, batısında Erzurum (Karayazı) ve Muş (Malazgirt), güneyinde Patnos ve Malazgirt vardır. Denizden yüksekliği 1.565 m., alanı 1.562 km'dir.
  İl merkezinin güney batısında bulunan ilçe topraklarının büyük bölümünü Tutak ovası oluşturur. Ovalık alan orta bölümdedir; Saragöl ve Antab ovası adıyla ikiye ayrılır. Üçtepeler, Gel dağı, Kırmızı tepe, Aladağ (Bozdağ) ve Katavin dağı Tutak çevresindeki yüksek noktalardır.
   İlçe'nin başlıca akarsuyu, kuzey - güney doğrultusunda akan ve Tutak ovasını ikiye bölen Murat nehridir, ikinci önemli akarsu, Çakmak dağlarından doğup Murat'la birleşen Elmalıdere'dir. Aladağ'dan kaynaklanan Karapir deresi, Kılıç dağından doğan Dadıkan deresi, Çakmak dağından kaynaklanan Kesik çayı ile Başima deresi ve Cem deresi Murat'a karışan diğer çaylardır.
  Tutak'ta kara iklimi egemendir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçer. Yağışın büyük bölümü ilkbahar ve sonbaharda düşer. Kışın yağan kar, mart ayı sonuna kadar yerde kalır. Doğal bitki örtüsünü otluklar (step) oluşturur, ilçe'de orman yoktur. Murat, Elmalıdere ve öteki akarsu boylarında görülen söğüt, akça ağaç, kavak, çalı toplulukları, buranın başlıca yeşil alanlarıdır.
  Tutak, eski ve tarihî bir ilçedir. Tarih boyunca çeşitli devletlerin, din ve mezheplerin etkisinde kaldı. Urartu mezarlarına, kiliselerine, mimari yapılarına bölgede sıkça rastlanır. İlçe ve çevresine uzun yıllar Urartular, Medler, Persler, Sakalar, Arsaklılar, Romalılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Ahlatşahlar, ilhanlılar, Celâyirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar egemen oldular. Tutak X. ve XI. yüzyılda Orta Asya ve Horasan'dan gelen birçok Türk boy ve aşiretinin ilk yerleşme yerlerindendir. 1502-1514 yılları arasında İran Safevileri bölgeyi ele geçirdi. 1514 Çaldıran Zaferi ile Osmanlı topraklarına katıldı. Safeviler'in yeniden işgali üzerine, Osmanlılarca 1578'de tekrar geri alındı. 1868'de Beyazıt Sancağı'na bağlı bir ilçe merkezi idi.
  Tarihî kayıtlarda ve Osmanlı Salnâmeleri'nde Antab (Entâb/Ayintâb) olarak da geçen Tutak, XIX. yüzyıl-da birkaç kez Rus işgaline uğradı. L Dünya Harbi'nde yeniden Ruslar'ın eline geçti. Yıllarca Osmanlı ordu-su ile Rus ordusu bu bölgede mücadele etti. 1917'de Ruslar'ın çekilmesiyle Ermeniler halkı kırdı, çok kan döktü. 14 Nisan 1918'de işgalden kurtarıldı.
  İlçe'nin vilâyet merkezine uzaklığı 43 km. dir. En önemli karayolu, kasabanın doğusundan geçen Ağrı -Van karayoludur ki, bu yol, aynı zamanda Bitlis ve Muş'a da gider. Tutak - Karayazı (Erzurum) yolu, ikinci derecede işlek olan yoldur. Yaz ve sonbahar mevsimlerinde 30 km. lik patika yolla Kılıç ve Mızrak gedikleri üzerinden Eleşkirt'e bağlanır, ilçe'nin tüm köy, mezra ve yaylalarına yol yapılmıştır. Ağrı - Tutak arasında Belediye otobüsü ve dolmuşlar sefer yapmaktadır. Ayrıca şehirlerarası yolcu otobüsleri de geçer.
  Tutak'ta okullaşma oranı, eğitim seviyesi ileri durumdadır. Ortaokul 1959'da, lise 1979'da açılmıştır, ilçe merkezinde 5 ilköğretim okulu, l Yatılı ilköğretim Bölge Okulu, 2 Lise, l Halk Eğitimi Merkezi, köylerde 73 ilköğretim okulu vardır.
  İlçe'de l Hastane, l sağlık ocağı; Akyele, Atabindi, Geçimli köylerinde sağlık ocağı; Bayındır, Esmer, Tuluklu, Yayıklı, Yeniköy, İsaabat, Karaağaç, Karacan, Soğukpınar, Dikbıyık, Dorukdibi ve Kargalık köylerinde sağlık evi vardır.
  Halkın geçimi tarım ve hayvancılık üzerinedir. Tutak ovası tarla ziraatına, yüksek yerler hayvancılığa elverişlidir. Ovada buğday, arpa, nohut, mercimek, çavdar, yem bitkileri, ayçiçeği, kısmen şeker pancarı ekilir. Akarsu kenarlarında güzel bostan olur.

 

                                                                                                 PATNOS

 


  Patnos ovasının kuzeyinde, Ağrı - Van - Bitlis - Muş karayolunun kavşağında kurulmuştur. Doğusunda Erciş (Van), kuzeyinde Hamur ve Tutak, batısında Malazgirt (Muş), güneyinde Adilcevaz (Bitlis) yer almaktadır. Denizden yüksekliği l 650 m. alanı l 421 km2,'dir.
  Patnos'un güney doğusunda Süphan (4.058 m.) volkanı, kuzeyinde Aladağ kütlesi yükselir. Diğer arazi, geniş, düzlük ovalarla bunların çevrelerindeki dağlardan oluşmuştur. Doruğu sürekli kar ve buzlarla kaplı Süphan'ın etekleri ile kuzeydeki Aladağ'ın tamamı yaylalık alanlardır.
  Tutak ovası ile Malazgirt ovasının devamı olan Patnos ovası, yaklaşık 20 km. eninde ve boyundadır. İlçenin tarım yapılan toprakları buradadır. Sulama işlerinde ovayı boydan boya geçen Bağdişan çayı, Sarısu, Patnos ve Şekerova barajlarından faydalanılır. Ova verimli ve bitektir, çayırları, otlakları çoktur. Üzerinde Ziyaret, Beyaztaş, Giresor, Anzavur gibi parazit tepeler yükselir.
 Patnos'ta kara iklimi egemendir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Yağmur mevsimi ilkbahar ile sonbahardır. İlçe'nin Aladağ güneyinde oluşu, Süphan dağı ve Van gölünün (48 km. uzakta) etkisiyle, burada ilkbahar erken başlar, az yağmur alır. Böylece bitkiler erken kurur. Bitki örtüsünü bozkırlar oluşturur. Aladağ ve Süphan dağının sarp vadilerinde orman kalıntılarına rastlanmaktadır. Yerleşim yerleri ve akarsu boylarındaki çalılık, söğüt ve kavakların dışında ağaçlık alan yoktur. İlçe merkezi iyi ağaçlandırılmıştır.
   Patnos bitişiğindeki Anzavur (Kot) ve Girik tepeler Urartular'dan kalma antik kentlerdir. Patnos, Urartu devletinin dinî merkezi idi. İlçenin tarihteki adları Aladri ve Patusis'tir.
   İlçe toprakları Urartular'dan sonra Asur, Pers, Roma, Saka, Arap, Bizans egemenliğinde kaldı. 1064'te kısmen, 1071'de tamamen Selçuklular bölgeyi ele geçirdi. Malazgirt Zaferi'nden sonra Türk göç yolları üzerinde olduğundan Orta Asya ve Horasan (İran)'dan gelen birçok Türk boy ve aşiretinin ilk yerleşme alanı oldu. Saltukoğulları, Ahlat'ı başkent yapan Sökmenli Devleti, İlhanlılar, Celâyirliler, Timurlular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler bölgeyle birlikte, Patnos'u da topraklarına kattılar. 1514 Çaldıran Savaşı ile Osmanlı topraklarına katıldı; zaman zaman İranlılarca işgal edildi ve 1578'de tamamen Osmanlı yönetimine alındı. 1924 yılına kadar Van Beylerbeyliğine bağlı kaldı.
  1877-1878 ve 1914-1918 Osmanlı - Rus savaşlarında Rus işgaline uğrayan Patnos, Ermeni zulmünü yaşadı. Ermeniler 1917-1918'de toplu katliam yaptılar. 14 Nisan 1918'de işgalden kurtarıldı. Patnos ilçe oluncaya kadar Malazgirt'e bağlı bir bucak idi. 1936'da ilçe yapıldı ve Ağrı'ya bağlandı.
  İlçe'de çok sayıda tarihî yapı ve yerleşim merkezi vardır. Bunlar; Urartu dönemine ait tapınak, saray kalıntıları, kitabe ile Selçuklu ve Osmanlı'dan kalma kümbetlerle türbelerdir. Tarihî yapı ve kalıntıların başlıcaları şunlardır:
o Anzavur tepe,
o Girik tepe,
o Ortadamla (Orta Ancini) köyündeki Urartu kitabesi,
o Patnos türbesi (çift başlı kartal, 15. yüzyıldan kalma),
o Köseler köyündeki kümbet,
o Taşkın kümbetleri, mezar taşları,
o Ziyaret ve Acım köylerindeki kümbetler,
o Katavin dağındaki kale.
  Patnos, Ağrı'nın güneyindeki illerin yol kavşağında olduğundan, Muş, Bitlis ve Van'ı Ağrı'ya bağlayan karayolu buradan geçer. Güneyden Doğubayazıt, Ağrı, Erzurum yönüne gidip - gelen şehirlerarası yolcu otobüslerinin uğrak yeridir. Ayrıca Patnos'tan Erciş, Malazgirt, Adilcevaz gibi komşu ilçelere dolmuş; Ağrı'ya otobüs, Belediye otobüsü ve dolmuşlar çalışmaktadır.
  İlçe merkezinin Ağrı'ya uzaklığı 82 km.dir. İlçe'ye bağlı 92 köy ile 63 köy altı yerleşim biriminin yolları düzenli ve karayoluyla bağlantılıdır.
  Patnos'un hızlı büyümesine eşit olarak okullaşma oranı ile eğitimi de ileri durumdadır. İlçeye bağlı tüm köylerde ve ilçe merkezinde 119 ilköğretim okulu, 5 lise, l Halk Eğitimi Merkezi vardır.
  İlçe merkezinde l Devlet Hastahanesi, l sağlık ocağı; Aktepe, Bedeli ve Doğansu köylerinde sağlık ocağı; Aşağı Göçmez, Yürekveren, Çavuş, Çakırbey, Gökçeali, Gönlüaçık, Kuşkaya, Güvercinli ve Ovacık köylerinde sağlık evi vardır.
  Köylerde yaşayan nüfusun tamamı, şehir nüfusunun bir kısmı geçimini tarım ve hayvancılıkla temin etmektedir. Küçük ve büyükbaş hayvancılık yaygındır, gelişmiştir. 1997 verilerine göre 145.570 koyun ve keçi, 16.833 sığır vardır. Son yıllarda Devlet tarafından halka süt ineği, besi sığırı ve koyun dağıtılmaktadır. İlçe'de 50 boğalık tabii tohumlama istasyonu mevcuttur. Arıcılık ve kümes hayvancılığı yaygınlaşmıştır. Bir modern tavuk çiftliği yapılmıştır. Hayvan ve hayvansal ürünler (peynir, yağ, yün, deri vb.) Patnos, Erciş ve Ağrı'da pazarlanır. İlçe'ye yönelik göçler, köy sayısının fazlalığı, merkezde işyerlerinin çoğalmasını, ticaretin gelişmesini sağlamıştır.
  Verimli Patnos ovasında buğday, arpa, çavdar, yem bitkileri, şeker pancarı ve bostan ürünleri ekilir. Ev-lerin bahçelerinde yetiştirilen elma, erik, vişne, armut, kiraz, kayısı gibi meyveler pazarlanmaz, ihtiyaç için kullanılır.

 

 

 

(salih duygun AĞRI)

 

 

 
 
Bugün 3 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol